11 Mart 2022 Cuma
EKMEK VEREN ELİ KIRAN BABA
Vaktiyle bir ülkede kuraklık sebebiyle kıtlık insanları kırıp geçiriyordu. Herkesten önce de günlük kazanıp günlük geçimini temin eden amelelerin ve hamalların çoluk çocuğu açlık çekiyordu. İçinde ekmek piştiği, sokağa kadar yayılan kokudan belli olan bir evin kapısından seslendi hamalın biri:
“Allah rızası için birazcık ekmek. Evde yaşlı anamın ve benim boğazından dünden beri lokma geçmedi.” Tandırın başındaki kadına kızı ” ana şu adama ekmek verelim ” deyince, taze ekmekleri kızına uzattı. “Ver şu adama” dedi. Kızcağız ekmekleri katlayıp, kapıyı açıp uzattı hamala.
Adam sevinerek Allah razı olsun deyip, evine doğru hızlandı. Tam bu sırada karşıdan gelen birinin ikazı durdurdu onu:
“Bu ekmekleri nereden aldın?”
Hamal biraz da çekinerek geriye dönerek eliyle işaret etti:
“İşte şu evden verdiler”
Adam kızgın şekilde salladı başını:
“Yanılmamışım, böyle zamanda başka kimin evinden alınabilir ekmek?” diyerek eve doğru ilerledi. Kapıyı açar açmaz da sordu:
“Kim verdi ekmeği hamala?”
Hanımımın korkudan dili tutulmuştu cevap veremedi. Kızı hemen atladı babamdır bana bir şey demez diye düşünerek
“Ben verdim baba, adam kokusunu duymuş, anası da kendisi de açmış ” diye cevap verir... Güya kızıyım acır, bir şey yapmaz diye düşünmüştü. Hâlbuki adamın şükürsüzlük ve cimrilik içine işlemişti.
Öfkeyle bu zamanda sokaktan geçene ekmek mi verilir diye bağırarak elindeki sopayı hızla kızının ekmek veren eline öyle bir vurdu ki, zavallı kızın bileği sakat kaldı. . Hâlâ da söyleniyordu kendi kendine: “Ben herkese ekmek versem bu evde ekmek kalır mı? diye.
Hâlbuki nimet şükür isterdi, paylaşmak isterdi. Şükürsüzlük nimetin gitmesine sebepti. Nitekim bu şükürsüzlüğün âkibeti de öyle olacaktı. Olmaya başladı da. Çok değil bir kaç yıl içinde işleri bozuldu, çarşının en işlek yerindeki dükkanını sattı yine de işleri düzeltemedi, borçlarından kurtulamadı.
Bir zaman sonra da evine ekmek getiremez duruma düştü. Nitekim bir akşam eve geldi;
“Artık benden ümidinizi kesin. Çünkü artık ekmek alacak kadar da olsa para kazanamıyorum.”
Yapacak bir şey yok ana kız da üzüntü içerisinde, kızcağız çarşıya inmiş, sattıkları dükkanın karşısına geçerek bir tanıdık görürüm diye beklemeye başlamıştı. Kendisini gören dükkanın yeni sahibi adam yanına gelerek:
“Hayırdır bacım ne bekliyorsun burada?” diye sormuştu. O da anlatmıştı gerçek durumu:
“Şey… aslında eskiden burası bizim dükkanımızdı, babam iflas edince satmak zorunda kaldı, şimdi ise ekmek paramız bile yok, bekli bir tanıdık görürüm de yardım isterim diye buraya geldim deyince”
Adam “Hay Allah gerçekten üzüldüm, ben aldım burayı babanızdan” diyerek hemen elini cebine atar, hatırı sayılır bir miktar parayı uzatarak
“Lütfen bunu kabul edin, istediğiniz kadar ekmek alın. Ben de nimetin şükrünü eda etmiş olurum böylece.” deyince kız parayı alır, dua eder evine doğru yola koyulur.
O anda adamın dükkan komşusu da olanları görmüş ve dışarı çıkmıştır. Sorar yeni komşusuna
“Bu kız kim biliyormusun?”,
“Evet, eski dükkan sahibinin kızıymış”,
“Zavallı kız, o babası yok mu, zalim babası, bak kızın eline, kızı döverek sakat bıraktı.”,
“Yapma ya, hiçte öyle birine benzemiyordu neden ki?”,
“Adam para içinde yüzerken yıllar önce bir kıtlık yaşanmıştı buralarda, kızı da avluda ekmek yaparken, anam aç karnım aç diyen bir hamala ekmek vermiş, anlayacağın cimriliğinden vurmuş eline sopayla nasıl ekmek verirsin diye kızın eli çolak kalmış.”
Bu açıklamayı dinleyen adam şaşkınlık ve heyecanla bağırmaya başlar:
“Komşu ben hayalimdeki altın kalpli kızı buldum, hayat arkadaşım işte bu kız, sende şahit ol.” diyerek başlar anlatmaya:
“Ekmeği isteyen fakir bendim. Ben o gün bir hamaldım. Demek ki elinin çolak kalmasına ben sebep olmuşum. Hem sebep olayım hem de onu bu halinle baş başa bırakayım.
Buna Allah’ü teala razı olmaz. O zamanlar o adam zengin ben ise fakirdim. Allah’ü teala onun dükkanını elinden alıp bana nasip eyledi. Bana zenginlik ihsan etti. Şimdi ise imtihan sırası bana geldi. Komşum benim büyüğüm kimsem yok. Sen aileyi tanırsın gel bana büyüklük yap, aracı ol bu kızı bana isteyiver” der.
Adama kızına iyi bir talip var diye haber gönderirler, onlarda sevinir, buyurup gelsinler diye cevap gönderirler. Kız adamı görünce şaşırır, birlikte bir odada görüşmeye geçerler. Adam kıza
“Hiçbir şartım, isteğim yoktur, lakin sen ne şart koyarsan ne istersen razıyım” der.
Kız şaşkınlık içindedir. Adam baştan sona yaşananları anlatır. İşte o hamal benim senin iyi kalbin, hanemize işimize hayır ve bereket vermeye yeter, yeter ki benimle evlenmeyi kabul et” der.
Kız ise yıllardır bir iyiliği sebebi ile çekmiş olduğu cefanın karşılığını, sabrının karşılığını, nihayetinde görmeye başlamıştır, gözyaşları içinde “Evet” der ve Allah’a bir kez daha sonsuz kere şükreder.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder