20 Mart 2022 Pazar
ŞEYTANLA MÜCADELE
Horasan'da bir genç, Bağdat'ta meşhur bir âlimden haberdar olur. Onun talebesi olma özlemiyle haftalar süren bir yolculukla Bağdat'a gider. Âlimi bulur ve talebesi olur. 15 yıl rahle-i tedrisinde bulunur. Öğrenmesi gereken hemen herşeyi öğrenir ve hocasından icazetname (diploma) alır. Hocası onu kendi memleketi Horasan'a müderris olarak tayin eder. Bağdatta son gecesidir. Yatsı namazını kılar ve hocasına giderek son bir dua ve nasihat ister. Âlim ile talebe arasında şöyle bir konuşma geçer;
Âlim: Evladım sen Horasanlısın biliyorum. Sormak isterim sana; Horasan'da Şeytan var mıdır?
Talebe: Efendim Zat-ı Aliniz daha iyi bilirsiniz ya, Şeytan'ın olmadığı yer yok. Elbette Horasan'da da var.
Âlim: Peki bu Şeytan size musallat olur mu?
Talebe: Tabi Efendim. Her insana musallat olduğu gibi biz Horasanlılara da musallat olur.
Âlim: Peki musallat olursa ne yaparsınız?
Talebe: Vesvese verir, HASET ETTİRİR, farzları geciktirtmek ister, harama teşvik eder... Anlarız bunları fısıldayan Şeytan olduğunu ve onunla savaşırız, boğuşuruz, başımızdan atmaya çalışırız...
Âlim: Peki bu mücadeleyi kim kazanır?
Talebe: Bazen biz kazansak da Şeytan kazanır çoğu zaman biz mağlub oluruz. Sonra da Allah'a sığınırız, tevbe ederiz...
Âlim: Bak evladım 15 yıldır yanımdasın. Bugüne kadar Meani, Belağat, Akaid, Fıkıh, Hadis, Tefsir... Birçok ilmin yanısıra birçok da veciz söz öğrendin bizden. Sana şimdi bu son akşamda bugüne kadar öğrendiklerinden daha kıymetli birşey öğreteyim mi? Ama icazetini aldın. İstersen bana bu kadar yeter deyip odana gidebilirsin...
Talebe: Olur mu Efendim. Zat-ı Alinizin öğreteceği her kelimeye muhtacım. Lutfediniz Efendim buyurunuz...
Âlim: Bak evladım. Şeytan size musallat olarak sizi kendisiyle boğuşturarak sizin gücünüzü zayıflatır. Zayıf düşünce kazansanız bile mecaliniz kalmaz ve böylece Şeytan gerçekte amacına ulaşmış olur. İbadet zevkiniz kalmaz, yorgun düşer, en azından gece ibadetlerinizi terk ettirir. Şeytan ile kavga etmeyi, boğuşmayı bırakın...
Talebe: Efendim ukalalık olarak görmeyiniz ama Şeytana karşı boğuşmadan, mücadele etmeden nasıl Allah'ın dediklerini yaparız ki?
Âlim: Evladım bak şimdi sana bir misal ile anlatayım... İki arkadaş birlikte bir dost ziyareti için yola koyulsanız, dağlardan patikalardan geçerken bir otlakta bir koyun sürüsünün yanından geçmek durumunda olsanız, o sürüyü bekleyen bir ÇOBAN KÖPEĞİ sizi yabancı olduğunuz için bir tehlike olarak algılayıp size saldırmaya kalkabilir mi?
Talebe: Evet Muhterem Hocam bize saldırabilir.
Âlim: Peki Evladım. Köpek size saldırsa siz köpekle mi boğuşursunuz - ki boğuşmaya kalksanız köpek sizi mutlaka parçalar- Yoksa sürüyü yöneten çobana seslenip "Yetiş ey çoban! Köpeğine sahip çık! Bizden sana zarar gelmez, köpeğinin saldırısından bizi kurtar!" diyerek sahibini mi çağırırsınız?
Talebe: Elbette köpekle boğuşmayız, çobana sesleniriz.
Âlim: Çoban da insan siz de insansınız, ama köpek kiminse onun sözünü dinler. Çoban, köpeğe; "Sus bakayım, otur, sakin ol!" dese köpek daha size dokunmaz, hatta sırtına otursanız sesini çıkarmaz, Siz de esenlikler geçip yolunuza gidersiniz değil mi?
Talebe: Evet Efendim. Aynen buyurduğunuz gibi olur. O saldıran köpek kuzu gibi olur ve bize zarar vermekten vazgeçer. Bizi yormaz, biz de güç ve zaman kaybetmez, yolumuza devam ederiz...
Âlim: İşte Evladım... Bilesiniz ki ŞEYTAN DA ALLAH'IN KÖPEĞİDİR. "Şüphesiz Şeytanın hilesi ise zayıftır." (4/Nisa-76) Size saldırmaya kalktığı zaman, siz onunla boğuşup, kazansanız bile güç kaybedip Allah için yapacaklarınızdan geri kalmak yerine, köpeği çobana havale ettiğiniz gibi Şeytan'ı da sahibine havale edin. Sahibini çağırın, O Allah köpeğine sahip çıkar, siz de işinize bakarsınız. Ne diye Şeytan'la boğuşursunuz, çağırın sahibini gerekeni yapsın... Anladın değil mi Evladım..!
Haydi yolun açık, ilmin bereketli, amelin ihlaslı olsun..!
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder